Saturday, October 31, 2009

tozlu raflarda kaybolanlar

yataktan kalkıp lavaboya yöneldiğinizde o gün ne yapcağınızı düşünürsünüz. aklınızda sadece o vardır. kendinize dikkatli bakmazsınız bile. en azından ben öyleyim. ne yöne gittiğinizi gayet iyi biliyorsunuzdur ama yönü değiştirmek gibi bir amacınız olmadığından o yolun getirdikleri sizin ilgi alanınızda değildir. tabi biri bunları yüzünüze vurana kadar.

yatılı okul, ağır elektronik temposu, günü 5 6 saat delay ile yaşamak derken bir gün kalkarsınız ve kendinize ayırcak vaktiniz vardır. işte o gün istediğiniz vücuda sahip olmadığınızı farkettiğiniz gündür. spora yeniden başlamak vardır aklınızda ama bir türlü gelmez spor vakti, en azından sizin için. bazen işiniz engel olur spora bazen de bahaneleriniz. arkanıza baktığınızda ise o günlerin sizin için çok uzak olduğunuzu görürsünüz. sanırım bu satırlar aldığım 23 kiloyu pek açıklamıyor ama en azından birşeyleri ifade etmek güzel.

( gofret molası )

hmm sonra aklınıza blogunuz gelir. bir süre önce nasıl da üstüne titrerdiniz...
yıllar ilerledikçe vakit bulamamak yalanın arkasına sığınızsınız. aslında sizin düşündüğünüzün tam tersine her zaman kendinize ve hobilerinize ayırcak zamanınız vardır ama artık o zamanı yaratmak için sizin de bir emek ortaya koymanız gerekmektedir. bu noktada şu soru sorulmalı "peki ben rüyalarımı gerçkleştirmek için ne yapıyorum?".

love & respect